İlk evime taşındığımda salonun ortasında iki koli, bir yatak ve elimde ölçüsünü bile bilmediğim bir perde vardı. O gün internette aradığım şey tam olarak şuydu: dekorasyona nereden başlanır? Karşıma çıkan onlarca fotoğraf beni daha da kilitledi, çünkü hepsi bitmiş evleri gösteriyordu; hiçbiri "ilk çiviyi nereye çakacağım" sorusuna cevap vermiyordu. Aradan geçen zamanda üç ev taşıdım, iki kez baştan düzenledim ve şunu öğrendim: başlangıç noktası mobilya değil, karardır.
Aşağıda kendi denemelerimden çıkardığım yedi adımı iki başlık altında topladım. Sırayı bozmadan uygulamanı öneririm, çünkü her adım bir sonrakinin kararını kolaylaştırıyor.
İlk üç adım hiç para harcamadığın, hatta hiçbir şeyi yerinden oynatmadığın kısım. Ben bu aşamayı atladığım için ilk evimde iki koltuk, üç halı ve bir sürü işe yaramayan aksesuar aldım. Şimdi ilk hafta hiçbir şey satın almıyorum.
Tüm evi birden düzenlemeye çalışmak, kalabalıkta konuşmaya çalışmak gibi. Ben her seferinde salondan başlıyorum, çünkü hem misafirin gördüğü hem benim akşamları oturduğum yer orası; ilk sonuç orada görüldüğünde motivasyon geliyor. Ama kuralı esnetebilirsin: sabahları evde beş dakika geçirip çıkıyorsan, yatak odası daha mantıklı olabilir. Yeni taşındıysan uyku ve yıkanma alanlarını (yatak odası, banyo) önce yaşanabilir hale getirip sonra salona geçmek de akıllıca. Oturma odasını kurgulama ve dinlendirici bir yatak odası kurma anlatımları, seçtiğin odaya göre yol gösterir.
Dekorasyonun en görünmez ama en etkili adımı bu. Odadaki her şeyi çıkarıp üç gruba ayırıyorum: kalacaklar, gidecekler, karar veremediklerim. Kararsızları bir kutuya koyup iki hafta dokunmuyorum; o sürede hatırlamadığım hiçbir şeyi geri almadım bugüne kadar. Boşalan odada yeri süpürdüğünde, aslında satın almayı düşündüğün bazı şeylere ihtiyacın olmadığını fark ediyorsun. Dağınık bir ev çoğu zaman eksik mobilya değil, fazla eşya problemidir.
Bir kağıda iki satır yazıyorum: "Bu odada ne yapılacak?" ve "Bu oda nasıl hissettirecek?" İlk soru işlevi, ikinci soru tarzı belirliyor. Salon örneği: "Dört kişi film izleyecek, ben masada çalışacağım" cevabı, iki kişilik şık ama işe yaramaz bir koltuk almanı engeller. "Sakin, açık renkli, ahşap ağırlıklı" gibi üç kelimelik bir yön ise mağazada gördüğün her şeye "bu bana uyar mı?" diye sorabilmeni sağlar. Kendi tarzını bulmakta zorlanıyorsan popüler stiller üzerinden gitmek, hangi kelimenin sana ait olduğunu görmenin en hızlı yolu.
Bu kısımda tek bir kural var: büyükten küçüğe. Duvar rengi ve büyük mobilya kararları verilmeden yastık, tablo, vazo alınmaz. Ters sırada gidersem her seferinde aldıklarımı iade etmek zorunda kalıyorum.
Metre şerit ve telefon notu yeter. Odanın duvar uzunlukları, kapı-pencere yerleri, radyatör ve priz konumları. Sonra kağıda kuşbakışı bir kutu çizip büyük parçaları yerleştiriyorum. Burada tek dikkat ettiğim şey geçiş yolları: iki mobilya arasından rahat yürüyebiliyor muyum? Odayı ferah gösteren yerleşim kuralları tam olarak bu aşamanın işi ve küçük dairede yaşıyorsan bu adım en kritik olan.
Toplam paranın büyük kısmını her gün temas ettiğin şeye ayırıyorum: oturduğum koltuk, yattığım yatak. Aksesuar en sona, en küçük payla kalıyor. Bütçesi belli olmayan dekorasyon, birkaç ay içinde yarım kalıyor; bunu deneyerek öğrendim. Bütçe planlamasını yazıya dökmek, "şimdi mi alsam sonra mı" tartışmasını da bitiriyor.
Renk seçimini boyacı gelmeden önce, ışığı ise mobilya yerleştikten sonra bitirdim ve ikisini ayrı düşündüğüm için iki kez hata yaptım. Beyaz sandığım duvar, sarı ampul altında krem çıktı. Şimdi rengi mutlaka odanın kendi ışığında, gündüz ve akşam ayrı ayrı deniyorum. Ardından katmanlı aydınlatma mantığıyla ilerliyorum: tavanda genel ışık, oturma bölgesinde okuma lambası, köşede alçak bir hafif ışık. Tek büyük avizeyle çözülmüş bir oda, sıcak görünmüyor.
Halı, perde, tablo, bitki, kitap ve yastıklar odanın karakterini verir ama ancak yerleşim oturduktan sonra doğru yerini bulur. Ben iki hafta odada yaşamadan duvara çivi çakmıyorum; hangi duvarın boş kaldığını, akşam gözümün nereye takıldığını görmek gerekiyor. Duvar dekorasyonunda tablo, raf ve galeri duvarı seçimleri de böylece tahminle değil ihtiyaçla yapılıyor.
Bir odayı bitirmeden diğerine geçmemek, dekorasyon öğrenmenin en hızlı yolu. Çünkü bitmiş tek bir oda, sana kendi tarzını on Pinterest panosundan daha net gösteriyor.
Ben bu sırayı takip ettiğimde ilk odayı ortalama üç-dört haftada, ikinci odayı ise yarı sürede toparlıyorum; çünkü renk, ölçü ve bütçe kararları bir kere verildiğinde evin geri kalanı ona eklemleniyor. Mutfak düzeni ya da banyoda depolama gibi işlev ağırlıklı alanlar da aynı yedi adımla çözülüyor, sadece "odanın işi" sorusunun cevabı değişiyor. B