Salonu ilk kez baştan kurgularken yaptığım en büyük hata, mobilyaları duvarlara yapıştırıp odanın ortasını kocaman bir boşluk olarak bırakmaktı. Ferah görünsün istiyordum ama olan şey tam tersiydi: koltuklar birbirinden o kadar uzaktı ki misafirle konuşurken sesimi yükseltmek zorunda kalıyordum, televizyon karşısındaki tek koltuk hariç kimse rahat oturmuyordu, halı da ayaklarımızın altında değil, sehpanın altında kalmış küçük bir paspas gibi duruyordu. Salon dekorasyonu benim için o günden sonra "güzel eşya seçmek" değil, "insanların oda içinde nasıl duracağını planlamak" haline geldi.
Aşağıda kendi denemelerimden çıkardığım düzeni anlatacağım. Yeni başlıyorsan endişelenme; pahalı eşya almadan, sadece elindekileri doğru yere koyarak salonun havasını değiştirmek gerçekten mümkün. Ben ilk turumda hiçbir şey satın almadım, sadece iki koltuğu döndürdüm ve halıyı değiştirdim.
Salonda üç şey bütün dengeyi kuruyor: koltukların birbirine göre duruşu, halının kapladığı alan ve televizyonun (ya da odanın odak noktasının) yeri. Bu üçü oturmadan yastık, tablo, bitki gibi detaylara geçmenin bir anlamı yok. Mobilya yerleşiminin genel kurallarını ayrı bir yazıda daha detaylı anlatıyorum ama salona özel kısımları burada toplayayım.
Bir salonda oturma birimleri arasındaki mesafe 2,5 metreyi geçtiğinde sohbet dağılıyor. Ben kendi salonumda kanepe ile karşısındaki iki tekli koltuk arasını yaklaşık 1,8 metrede tuttum; sehpaya uzanmak için kalkmam gerekmiyor, karşımdakiyle normal ses tonuyla konuşabiliyorum. Pratik ölçüler şöyle:
Kanepeyi duvardan 5–10 cm ayırmak da küçük ama işe yarayan bir hile; oda nefes alıyormuş gibi görünüyor.
Halı konusunda hemen herkes küçük alıyor, ben de aldım. Doğru mantık şu: halı, oturma grubunu içine alan bir zemin olmalı. En azından kanepenin ve koltukların ön ayakları halının üstünde durmalı. Kanepenin genişliğinden her iki yana 15–20 cm taşan bir ölçü genelde iyi sonuç veriyor.
Pratikte sık kullanılan ölçüler:
| Salon büyüklüğü | Denenebilecek halı ölçüsü |
|---|---|
| Küçük salon (12–15 m²) | 160×230 cm |
| Orta salon (16–22 m²) | 200×290 cm |
| Geniş salon (23 m² üstü) | 240×340 cm ve üzeri |
Emin olamadığın zaman yer bandıyla halının sınırlarını zemine işaretleyip bir gün öyle yaşamayı deniyorum. Çoğu zaman bir üst ölçüye geçmem gerektiğini o şekilde anlıyorum.
Televizyon salonun patronu olmak zorunda değil ama kötü konumlandırıldığında bütün düzeni bozuyor. Benim gözettiğim üç şey var: ekranın karşısına doğrudan pencere gelmemesi (yansıma yapıyor), ekran merkezinin oturunca göz hizasına yakın olması ve izleme mesafesinin ekran köşegeninin yaklaşık 2–2,5 katı olması. 50 inç bir ekran için bu kabaca 2,5–3 metre demek.
Eğer salonunda güzel bir pencere manzarası veya sevdiğin bir duvar varsa odak noktasını televizyondan alıp oraya taşımayı da deneyebilirsin; ekranı biraz yana kaydırıp duvara tablo grubu kurmak salonun karakterini tamamen değiştiriyor. Duvar dekorasyonu tarafında galeri duvarı kurgusunu anlattığım yazı bu noktada işine yarar.
İskelet oturduktan sonra sıra salonun "hissine" geliyor. Burada acele etmemek en iyisi; ben bir salonu bir haftada değil, birkaç ayda tamamladım ve iyi ki öyle yaptım.
Tavandaki tek avizeyle idare ettiğim dönemde salon akşamları hep bir bekleme salonu gibi görünüyordu. Katmanlı aydınlatmaya geçmek, yani genel ışık + okuma lambası + gizli bir masa lambası kombinasyonu kurmak, en az mobilya değiştirmek kadar etkili oldu. Kanepenin yanına bir lambader, konsolun üstüne sıcak tonda küçük bir lamba koyup avizeyi dimmerlemek çoğu salon için yeterli. Aydınlatma planlamasını ayrıntılı ele aldığım yazıda katmanları tek tek anlatıyorum.
Salonda çok fazla renk kullanmak yerine iki nötr ton ve bir vurgu rengi seçmek beni her seferinde kurtardı. Duvar ve büyük kanepe sakin kalıyor, canlılık yastıkta, halıda, tabloda ve bitkide çıkıyor. Doku çeşidi ise renkten daha önemli: dokuma halı, keten perde, ahşap sehpa, hasır sepet bir arada olduğunda oda tek renkte bile zengin görünüyor. Renk seçimi ve renk uyumu temellerine bakmak, vurgu rengini seçmeden önce yarım saatini iyi harcamak demek.
Salon evin en çok yaşandığı yer olduğu için dağınıklık da en çok orada birikiyor: kumandalar, şarj kabloları, dergiler, çocuk oyuncakları. Kapaklı bir tv ünitesi, kapaklı puf ya da iki adet güzel sepet bu sorunu neredeyse tamamen çözüyor. Ben "her şeyin bir evi olsun" kuralını uyguladıktan sonra salonu toplamam beş dakikaya indi. Az metrekareyle uğraşıyorsan küçük daire dekorasyonu tarafındaki